12 Mayıs 2013 Pazar

Kural dışılık, oyunbozanlık



12 Mayıs 2013, 12:13
Kural dışılık, oyunbozanlık
Kural dışı ve oyunbozan sanatçı ruhuyla, 20. yüzyılın dâhilerinden Luis Bunuel’in “Son Nefesim” kitabının son satırları şunlardı: “Bir itirafım olacak: Kitle iletişim araçlarına duyduğum nefrete rağmen, her on yılda bir ölüler dünyasından uyanabilmeyi, bir gazete bayiine kadar yürüyebilmeyi ve bir iki gazete almayı isterdim. Başka bir şey istemezdim. Kolumun altında gazetelerim, soluk benzimle, duvarların dibinden usulca geçer, mezarlığa dönerdim. Yeniden uykuya dalmadan önce, dünyadaki felâket haberlerini okur, sonra da, mutlu bir şekilde, güven verici sığınağımda yeniden uykuya dalardım.”

Haksızlığın, zalimliğin yaygın; mazlumluğun, suçsuzluğun korunaksız olduğunu vurguluyor.

Nefretinin bir hedefi ise, dünyamızı felâketler beşiği yapanların “tellallığını” üstlenen medyadır.

Örgütlü zalim azınlığın, örgütsüz ve dağınık mazlumlar çoğunluğunu “gütme” anlayışıyla yönettiği, bu nedenle de felâketler beşiğine dönmüş dünyamıza, Bunuel’in bu son veda sözlerinde de yine ironik bir kural dışılık ve oyunbozanlık gizli değil mi?

Onun medyaya duyduğu nefret, medyanın sadece “felâket tellallığı” yapıyor olmasından değildir. Nefretini dile getirişinde, ince bir biçimde, medyayı, “felâketlerin körükçü başı” sayıyor oluşunun duygusu da gizlidir.

“Son Nefesim” ömrü boyunca insanlığa güzellikler taşımış bir dâhinin son şaheseridir. Bir sanatçının, tanığı olduğu çağını, ‘anıları’ olarak seslendirmesi, her ne kadar, kimi putperest, geri zekâlı, sekter, örgüt memuru kesimleri rahatsız edici de olsa; şematik ruhları kurallara güdümlü kesimlerce, anıların işlevi, “tarih bilinci ve arşiv geleneğinin gelişmediği toplumlara özgü öğrenme biçimi” ne indirgeniyor da olsa; bu yapıtlar, sivil tarihin ipuçlarını topladığı temel kaynaklardandır.

20. yüzyılın en güçlü “kural dışı ve oyunbozan” sanatçılarından biri olan Bunuel’in ömrü, felâketler beşiği saydığı dünyayı, insana doğru temizlemenin altın çabalarıyla doludur. Ve zaten halka ve hayata derinliğine bakan bütün büyük sanatçıların hayatı ve onların sanatlarında, insana karşı konulmuş kuralların dışında olmanın ve insana yönelik kirli oyunları bozmanın ateşi tüter. Kural dışılık ve oyunbozanlık, bu nedenlere dayalıysa kötü de değildir.

Bunuel’in “kitle iletişim araçlarına duyduğu nefret”inden söz ederek başladığım şu yazıyı da sonuçta, bir gazete için yazmıyor muyum? Ne ki bir farkla: düşünmenin, insanlığa yönelik felâketlere karşı dövüşmenin, güzellikler için yaşamanın inadıyla.

------------

Luis Bunuel:

“Tanrıyı insanlarda aramak gerekir. Sanırım bu da çok yalın bir tanrıdır... Tanrıya şükür ki ateistim”

Yazılı medyada yazarın izni olmadan yayınlanamaz..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder