29 Kasım 2014 Cumartesi

Sol Dergi yazısı


Türbanın zulası
Çocuk saçından cinsel tahrik çocuk pornosuna girer; cezası ve tedavisi gerekir!
Çocuğa türban” konusuna ilişkin düşüncemi baştan özetle söylersem, şudur: 7-8 yaşında çocuğa türban savunmak ile çocuk pornosunu savunmak arasında fark yoktur. Sunumu dinsel de olsa, öz olarak türban “dinsel” değil “cinsel” bir motiftir! Dinselliği cinselliğin örtüsüdür. Tahrik edici buldukları saçın, tıpkı tahrik edici buldukları diğer uzuvlar gibi ‘mahrem’ sayılıp örtülmesi düşüncesine dayalıdır. Çocuğa türban, çocuğu cinsel obje görmektir ki, çocuk pornosuyla ilintilidir ve ciddi bir hastalık türüdür. Dahası: insanlık suçudur! “Yetişkin” birinin “mahrem” diye saçını örtmesi ve bir başka “yetişkinin” de “saç tahrik edicidir, örtmen gerekir” demesi, yani bazı “yetişkinlerin” böyle “örtülü fantaziler” taşımasını diyelim ki geçtik! Ama çocuğa (ve de doğadaki savunmasız diğer canlılara) “cinsel” obje gözüyle bakan kafayı geçemeyiz! Mümkün değil! İnsanlıktan vazgeçmekle aynı anlamdadır. İnsanlığı tehdit eden hastalığın tedavisi ve insanlığa karşı işlenen suçun cezalandırılması gerekir.
Sezen Aksu’nun, “Bizi örtceğinize kendi nefsinizi terbiye edin öküzler” sözü, saçı “mahrem ve tahrik edici” bulanlara bir ‘reşit kişi’ tepkisidir. Peki, çocuk ne olacak? Çocuğa yönelik tehlikeyi de “Çocuğu örteceğinize tedavi olun” türü tepki cümlesiyle geçiştirmek mümkün mü? Caniliğin, hırsızlığın cezai müeyyidesi “git tedavi ol” nasihati mi? Yobazın, dinci politikacı ve ulemanın değil, çağdaş toplum bilimciler, psikologlar, hukukçular ve eğitimcilerin raporlarına bakarsanız, ‘çocuğa türban sarmanın’ insanlık ve toplum için ne derece vahim bir durum olduğunu anlarsınız! Lamı cimi yok, çocuk saçından cinsel tahrik çocuk pornosuna girer! Savunması, mazereti olmaz. ‘Aydın’ sıfatlı bazı eblehlerce “ebeveynlerin çocuklarını istedikleri gibi yetiştirme hakları var, çocuğu türbana teşvik bu hak ve özgürlük alanı içinde değerlendirilmeli” türü ‘mazeretler’ üretilmesi ise çocuk pornoculuğuna kürekçiliktir!Peki ‘ebeveyn’ sapık, cani, sadist ruhluysa ne olacak? Çocuklar (ve doğa ve hayvanlar gibi korunmasız canlılar) “ebeveynler” ve “sahipler” den önce insanlığın koruması, güvencesi altındadır. İnsanlık değerleriyle çelişme temelinde bir ‘özgürlük’ mümkün değildir! Aydın bakışı budur. Bir arzuya “özgürlük” sıfatı takmak, o arzunun özgürlük anlamı taşımasına yetmez! Çocuk pornosu insanlık düşmanlığıdır. Çocuğa türban da bunun örtüsüdür. İnsanlık düşmanlığının özgürlükle ne ilgisi olabilir? Türbanın özü ne? Cinsel tahrik algısına karşı “mahremiyetin örtülmesi” değil mi? Türban ‘özgürlük’ motifi olarak öyle bir dayatıldı ki, taşıdığı anlam (yani özü) detay kaldı! Detay öz oldu, öz detay! Buyrun: şimdi türban anaokullarına indi! 5 yaşında çocuklara türban bağlayan anaokulları türedi; “eğitimci” sıfatlı “bakıcılar” ise karaçarşaflı!
Merak ediyorum, başı sarıldığında çocuk “niye” diye sorunca “dinimizin emri” mi diyorlar? Peki, “dinimiz bunu niye emrediyor?” diye sorunca? Bütün bunlar fasarya! Türbanın zulasında ne var? Türban takan Vekil hanım,”bir daha açılıp kirlenmeyeceğim”; sisteme yalakalık için türbanlanan ‘star’ hanım ise “örtünüp temizlendim” dedi! “Reşit” biri hangi uzvuna ne anlam yükler, kendi bileceği şey! Ya, çocuk? Kısacası: Çağdaş hukukta çocuk pornosunun cezai müeyyidesi neyse çocuğa türban savunana aynısı; çağdaş psikolojide çocuk pornocusuna ne teşhis konuyor, ne tedavi öneriliyorsa, çoçuk türbancısına aynısı uygulanmalıdır. İnsanlık görevi olarak!
* * *
Yan yana geldiğimizde ikimiz de durduk! Yolda karşılaşıp, hâl hatır sormak için durmuş iki dost gibi. “Nasılsın?” dedim, kısadan “Gurg gurg” dedi;”Nereye?” dedim, uzunca “Guurg”diye yanıtladı; “Hava serin!” dedim, ses vermedi ; “Yalnız mısın?” diye soracaktım ki, eşinin uzaktan gelen çığlık benzeri ötüşüne dikkat kesildi! O yoluna ben yoluma, ayrıldık! Antik Çağda Tanrıça Hera’nın simgesiydi. Hera’nın hizmetkârı olan bin gözlü Dev Argos’u Hermes öldürünce, Hera devin gözlerini tavuskuşunun kuyruğuna serpmişti! Ezidilik inancında Tanrı Azda’nın yarattığı kutsal bir kuştur. Evreni ve insanları yaratma görevi verilen “Melek-Tanrı”yı simgeler! İslâmda ise “Süleyman Aleyhisselam’ın tevsiri”ne göre, tavus öterken “Cezalandırdığın gibi cezalandırılırsın” diye bağırmaktadır! İnançlarda böyle de, yaşanan hayata gelince: bugün dünyamızın bir yanı yeşili mavisiyle rengârenk tavus duygusu; diğer yanı, emperyalizmin bilediği bıçakla şeriatçı kuduzların akıttığı kan gölü, acı kuyusu....


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder